Osman Tüken: “Sigortanın önemi konusunda ihtiyaç ve gereklilik kavramları daha fazla gelişti”

Türkiye güneş enerjisi sektöründe özellikle son iki yılda gerçekleşen sıçrama ile milyarlarca dolarlık yatırım hayata geçti. Çok hızlı bir şekilde gelişen sektör ile birlikte yaşanan bazı sorunlar güneş enerjisi yatırımlarına yönelik risk yönetimi ve öngörülebilirlik konusundaki hassasiyeti de artırdı. Bu yıl yürürlüğe girmesi beklenen çatı üstü düzenlemeleri ile de güneş enerjisi sistemlerine yönelik risk yönetimi kavramı bireysel yatırımcılar düzeyinde de yaygınlaşacak.Güneş enerjisi yatırımlarının sağlıklı bir şekilde gelişmesi için sektörde risk yönetimi ve öngörülebilirlik adına hangi adımların atılması gerektiğini güneş enerjisi sektörüne sağladığı hizmetler ile bu alanda öncü olan Kotra Sigorta’nın sahibi Osman Tüken’e sorduk.

Öncelikle Kotra Sigorta’nın geçmişi ve çalışma alanları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Antalya ilinde faaliyet gösteren ve Türkiye genelinde çoğunluğu nerji sektöründe yer alan firmalara hizmet sağlayan bir sigorta acentesiyiz. Portföyümüzde ağırlıklı olarak  kurumsal firmaların bulunmakta ve çalıştığımız firmaların ticari anlamda büyümesine hizmet etmeyi amaçlayan bir kurumuz. Başta mühendislik branşı poliçeleri olmak üzere, nakliyat, yangın, sağlık sigortaları ve sorumluluk sigortaları branşları ağırlıklı olarak çalışmalar yapmaktayız. Gelir kaybı sigortaları üzerine de ayrıca çalışmalar yapmaktayız. 12 yıllık sigorta deneyimimizle müşterilerimize özel sigorta çözümleri bulmaya gayret ediyoruz.

Kotra Sigorta güneş enerjisi sektörüne yönelik olarak ne tür hizmetler sunuyor?

Kotra Sigorta olarak daha temiz bir dünya isteğimizle çalışırken güneş enerjisi sistemleri ile tanıştık. Sistemleri tanıdıkça başlarda ülkemizdeki sigorta  sisteminin fotovoltaik sistemlerin gelişimi için yeterli desteği göstermediğini fark ettik. Sistemleri bilen sigortacıların az olduğunu ve bu sistemleri riskli sigorta konusu olarak değerlendirildiğini, bu durumun da sistemlerin yaygınlaşması önünde büyük engel teşkil ettiğine şahit olduk. Bu öngörü ile sistemlerin kurulumlarının özellikle finans kuruluşlarınca ve yatırım maliyetleri bakımından hızlandırılması adına kendimizi bu işe adadık. Sigorta şirketleri ile yaptığımız görüşmeler neticesinde net olarak söyleyebiliriz ki daha fazla sigorta şirketinin güneş enerjisi sistemlerine teminat vermesini sağladığımıza inanmaktayız. En basiti çalıştığımız sigorta şirketleri bu sistemlere teminat sağlamazken yaptığımız teknik toplantılar ile sistemlere uygun poliçeleri şu an sağlayabilir hale geldiler. 

Ayrıca bankalarda karşılığı olması gereken ‘’Düşük Solar Radyasyona Bağlı Gelir Kaybı Sigortası’’ hizmetini de sunabilmekteyiz. Bu poliçe ile santral sahibi finansman kuruluşuna karşı daha güçlü bir pozisyona gelmektedir.

Yine enerji santrallerinin kurulumu ve sonrasındaki işletme devresi için karşılaşılabilecek riskler için de sigorta ürünlerimiz ile sektör ortalamasının altındaki muafiyetler ile çözümler üretebiliyoruz.

Bu hizmetleri yalnızca ticari yatırımcılara mı sunuyorsunuz yoksa bireysel yatırımcılar da hizmetlerinizden yararlanabiliyor mu?

Ticari gelir anlamında bu yatırımları büyük ölçekli gerçekleştirenler için sigortanın finansman geri dönüşünün kesintiye uğramaması hayati önem arz etmektedir. Bu gerekçe ile kredili sistemlerin sigorta ürünleri daha çok finansal kayıplara ( hasara bağlı kar kayıpları, performans kayıpları, güneşlenme süresine bağlı gelir kayıpları vb. ) yönelik yapılmaktadır.

Ayrıca bu yapılardaki ana riskler büyük ölçekli oluşabilecek hasarlardır. Dolu, fırtına, kar ağırlığı, yangın vb. Diğer yandan evinin üzerinde bireysel tüketim ihtiyacına yönelik santral kurulumu yaptıran kişilerde hassasiyetler farklı gelişmektedir. Bu yatırımcı modelinde hırsızlık, yıldırım, voltaj, arıza teminatları ön plana çıkmaktadır. O hassasiyetleri karşılayan içerikte ürünleri de sunmaktayız.

Şu ana kadar kaç MW’lık bir güce sigorta sağladınız? Bunda ticari ve bireysel yatırımcı ayrımı oransal olarak nedir?

Biz tüm süreçlerde tüm sektör mensuplarına çözümler ürettiğimiz için sistem içindeki tüm kişi ve kurumları referans ağımıza ekleyerek yolumuza devam gereetmekteyiz. Haliyle çalıştığımız EPC firmalarının kurduğu santraller için yatırımcıları referans almamız daha kolay olmakta, açık uçlu iletişim gerçekleştirebilmekteyiz. Bu sayede şu an için tüm devrelerde sigortasını yaptığımız santrallerin kurulu güç toplamı 250 MW düzeyini geçti.

Vizyonumuz gereği pazar payını büyütme hedefinden ziyade pazar payını koruyup sektörü büyütme hedefine sahibiz. Dileğimiz güneş enerjisi yatırımlarının arttırılmasıdır. Biz çalışma sistemimiz ve sunduğumuz hizmetler ile sektörümüz büyüdükçe büyüyeceğimize inanmaktayız.

Bir projeye sigorta hizmeti sağlamadan önce hangi kriterlere göre değerlendirmede bulunuyorsunuz?

Bildiğiniz gibi ülkemizde ve dünyada yatırımlar için bölgesel riskler bulunmaktadır. Karasal iklim, deniz iklimi, deprem bölgeleri, terör riski, doğal afet riskleri bölgesel olarak değişmektedir. Bu nedenle bir santralin bulunduğu bölgedeki özgün risk faktörü santral özelinde değerlendirilmektedir. Kaldı ki kurulumda kullanılan ekipmanların yetkinliği ile kurulumu yapan EPC firması da sigorta işlemleri açısından pozitif referans teşkil etmektedir.

Güneş enerjisi yatırımcıları açısından, sizin verdiğiniz hizmetler kapsamında uygulamada hangi risklerin ön plana çıktığını gözlemliyorsunuz? Örneğin, aşırı hava olayları mı, kurulum aşamasından kaynaklanan mühendislik sorunları mı yoksa panel ve kablo hırsızlığı gibi konular mı?

Bildiğiniz gibi 2016 yılındaki aşırı kar yağışları sektör için imtihan teşkil etti. Hem sigorta şirketleri, hem üreticiler hem de EPC Şirketleri açısından durum bu şekilde geçti. Konu hakkında yatırımcılarda da bu durum algıda seçicilik oluşturdu. Kendi santralinin lokasyonu için çoğu yatırımcının en azından inceleme boyutunda risk analizi yaptığını gördük.

Bu hasarların sonrasında yatırımcılar ile yaptığımız görüşmelerde doğal afetler ve sonrasında oluşabilecek kar kayıpları bacağında hassasiyetlerin oluştuğunu gördük. Yatırımcılarımız sigorta poliçelerinin hasarı karşıladığını öğrendi ve sonrasında oluşan kar kayıpları için arayış içine gidi. Maalesef sigorta sektöründe tüketicilerimizdeki algılar başlarına kötü bir hadise gelmesi sonrası gelişiyor.

Biz sigortacıların görevi ise bu hasarlar oluşmadan müşterilerinde yatırımlarının lokasyonu için hasarlara yönelik farkındalık oluşturmak ve bu risk için en doğru sigorta modelini geliştirmektir. 

Kurulum devresini değerlendirecek olursak şayet bu aşamada en büyük risk maalesef kablo hırsızlığı hasarlarıdır. Hatta bu konuda oluşan organize şebekeler bile bulunmakta. En yoğun hasarı bizler kablo hırsızlıklarından almaktayız.

Çatı düzenlemelerinin devreye girmesiile yani güneş enerjisinin tabana daha fazla yayılmasının sigorta sektörüne nasıl bir yansıması olacağını öngörüyorsunuz? Kotra Sigorta olarak bu alana yönelik özel hizmetleriniz var mı veya sunmayı planlıyor musunuz?

Bildiğiniz gibi özellikle hedeflenen 10 kW altı çatı kurulumlarının birkaç farklı bacağı var. Üretici, EPC şirketi ve yatırımcı. Daha önce kısaca bahsettiğim üzere bireysel tüketim amacı ile kurulan santraller için yatırımcıdaki sigorta hassasiyetleri hırsızlık ve doğal afetlerde oluşmaktadır.

Asli görevimizi yerine getirmemiz gerekirse şayet asıl riskin bağlantılardan veya ürünlerden çıkabilecek yangın hadiselerinin ev tipi kurulumlarda binada maddi hasar oluşturması ve evde yaşayan insanlar için hayati tehlikeler oluşmasıriski olduğunu söyleyebiliriz.

İşte tam da bu konuda yatırımcıların kurulum firmalarından sorumluluk sigortası talep etmesi gereklidir. Sigortalı bir yaşamın, tüm sektörde güvenli ve istikrarlı bir büyüme sağlayacağını unutmamalıyız.

Kotra Sigorta olarak ev tipi santral yatırımcılarına bahsettiğimiz hassasiyetlerde poliçe tanzim edebildiğimiz gibi, bu evlere kurulum yapan EPC firmalarına da sorumluluk teminatlarını içeren ürünleri sunabilmekteyiz. Hatta EPC Firmalarına bu konuda sigorta sertifikası vermekteyiz.

Yukarıda ifade ettiğimiz üzere sektörün büyümesi için sektörde faaliyet gösteren firmalarımıza tüketici nezdinde güven oluşturmalıyız. Bu güven unsurunun en önemli parçası sigorta ürünleridir.

Güneş enerjisi sektöründe yatırımcıların sigortacılık hizmetine yaklaşımı şu an nasıl ve bu yaklaşımda son üç yıllık dönemde nasıl bir değişim eğilimi görüyorsunuz?

Sigorta sektörü ifade ettiğim üzere güneş enerjisi sistemleri için ürünlerini Pazar büyüdükçe geliştirdi. Bu durumda fazla bir alternatifi olmayan yatırımcılar az sayıdaki sigorta şirketinin sunduğu ürünleri almak durumundaydı.

Sektöre ürün sunan sigorta şirketlerinin artması ile birlikte yatırımcılar sigorta ürünlerini birbiri arasında kıyaslama fırsatı yakaladı. Haliyle teminatları, poliçe şartlarını da daha iyi analiz edebilir hale geldiler.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi 2016 yılında yaşanan aşırı kar yağışı hasarları ile birlikte sigortanın önemi hususunda yatırımcılarda ihtiyaç ve gereklilik kavramları daha fazla gelişti. Neticede sigorta ürünü hasardır. Hasarın ödendiği tecrübe edildiğinde sigorta tüketicilere daha somut gelmektedir.

 

Kaynak: GÜNDERGİ – Nisan 2018 sayısı

You may also like...