Fotovoltaik Modüllee Ne Gadar Çevreci?

Herkeslen de bi lakırdı var, efem güneş enercisi pek bi masummuş, garbon sıfırmış deye. Ben de eppey zamandır endee işin içindeyim gari. O Antalya’nın koca organize sanayisindeki fabrikaların çatılasında, o güneşin gavurucu bağrında ter döküyoz çatı GES projelerinde. Ama yüreğim hep ezinçlidir, içim sızlar. Neci mi? Çünki o eyi bişey sandığımız paneller banttan çıkasıya gada doğanın anasını ağladıyo be gardaşım…

Bire anacım, endee silisyum denen mereti garmak için fırınlarda 2000 derecelere gada yagıyolla endeleri! Alüminyum çerçivyesi ayrı bi dert, camı ayrı bi cefa. İlkin üretirken bi garbon salıyo bu zımbırtılar, akıllara zarar. Hindi yalan demeyin, bi kömür kibi deel ellaham. Kömür dediin kilovatında 820 gıram zehir gusarken, bu meret tüm ömründe 40-50 gıram anca salıyo. Zati bi, bilemedin bi buçuk senede gendi ürettiği eyi güneşle o garbonu siliveeyo. Sonrası beleş. Ama ilkin o tabiatın çektiği acı… Benim birtanem Gülnur’uma hep derim gari, biz endee dünyaya ne goyup gidcez, nası pakcez deye kahırlanırım.

Hele o invertörlee yok mu! Bizim Antalya’nın yakan sıcağında, tesislerin o tozunda toprağında zati canları neci ki, 10-15 sene zoor dayanıyo. 30 yıllık bi çatı GES ömründe en az 1-2 kere o goca invertörlee çöpe gidiveeyo. İçindeki o çipleri, bakır sargıları, goca alüminyum soğutucuları yapcez deye çıkan zehiri kimse esaba gatmeyyo niyese!! Bide endeeleri deyiştir babam deyiştir, çekilir kahır deel.

Asıl dert 30 sene sona başlıyo gari!

Bu panellerin canı çıkınca ne hal yicez, nere atcez ulan bunları? Ööle dağa taşa, toprağa çalarsan içindeki gurşun, kadmiyum filan direk yeraltı sularına, o canım pınarlara garışıyo. Geri dönüşüm desen tam bi eziyet gari. Camını çerçivesini gırmak golay, ya içi? O gümüşlen silisyumu ayırcez deye EVA dedikleri gavur polimerini 500 derecelerde fırınlayıp eritiyolla. Sona da o gıymatlı gümüşü sıyırcan deye basıyolla nitrik asidi, zehirli kimyasalları! O canım gümüşlee bazen o tozun toprağın içinde gaybolup gidiveeyo, pisi pisine. Galan o asitli, zehirli suları arıtmak filan adamlara eppey masraflı geliyo. Ya ucuza gaçıp o asidi toprağa verirlese? O canım sularımız, yörük yaylalarımız kirlenmez mi? Allah’tan bizim memlekette Çevre Bakanlığının AEEE yönetmeliği va da, mecburi geri dönüşüme yolluyolla. Dünya’da da WEEE deye bi gural vamış zati. Tesisle yavaştan guruluyo Allaha şükür emme, paneli gırmakla iş bitmeyyo; o asitli atık suları arıtmak, tabiatı bi daha zehirlemeden o gıymatlı madenleri paklamak esas mesele!

Sözün özü n’ediyon derseniz dostlar… Helbet güneş eyi, en temiz ende, vazgeçemeyiz gari. Ama o paneli yapcez, bide ömrü bitince parçalıycez deye yaktığımız ataş, döktüğümüz asit tabiatı fena eziyo. Ah be canım tabiat, seni gurtarcez deye bile seni perişan ediyoz işte ne yapaan…

You may also like...