Lisanssız elektriğin çivisini çıkardık!

Ben şirketlerin uzun vadeli yatırım amaçlı lisanssız güneş enerjisi santrali (GES) kurmasının önünü açan uygulamaya ve bu alandaki çantacılara karşıyım.

Bu çerçevede,lisanssız GES’lerin 10 yılın sonunda lisanslı tesisler haline getirilmesini öngören düzenleme hazırlıklarını da onaylamıyorum.

Bana göre lisanssız GES uygulamaları sadece öz tüketimi ve sosyal amaçlı projeleri kapsamalıydı.

Oysa görüşe açılan taslakla getirilmesi düşünülen uygulama, resmen, çantacılara ve yurt dışı ağırlıklı yatırım guruplarıyla fonlara altın tepsi içinde sunulmuş bir armağan.

Baştan bu işe adım atanlar, uygulamadaki yönetmenliğe göre 10 yıllık devlet alım garantisi ile bu işe girmediler mi? Evet…

Ve bu kişiler 10 yılın sonundan itibaren nasıl bir uygulamanın devreye sokulacağı konusundaki belirsizliğe EVET demediler mi? Dediler…

O zaman bu taslak da neyin nesi? Kendimi ağır ifadeler kullanmamak için zor tutuyorum.

Bu çantacılar ve lisanssız GES uygulamasını ticari amaçla, yani aslında kötüye kullananların sayesinde, pek çok sosyal amaçlı ve özellikle belediyeler eliyle hayata geçirilmeye çalışılan projeler onların trafo merkezlerindeki ( 154 kV TM ) kapasiteleri kapatmalarından ötürü hayata geçirilemedi.

Şimdi bu taslak ile bir de mükâfat mı verilecek bu durumdaki kişilere?

Öz tüketim için çatılarına tesis kurmak isteyen şirketler de TM kapasitelerinin dolu görünmesinden dolayı bunu yapamıyor.

Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmenliği’nin esas amaçlarından biri fabrikaların elektrik harcamalarını düşürmek değil miydi? O zaman devlet bunları neden korumuyor ve düzenlemeyi “kötüye kullanan” bu grubu koruyor?

Gelin bu meseleye bir de Lisanslı GES yatırımcılarının gözüyle bakmaya çalışalım. Ölçümler yaptılar, önden para harcadılar ve gecen gün yapılan TEİAŞ ihalelerinde MW başına yüksek rakamlar ödeyip lisans hakkı almaya çalıştılar.

İhaleyi kazanamayanlar ise lisanslı GES başvurusu sürecine katılıp zaman ve para harcadılar. Şimdi tartışmaya açılan bu taslak, bu durumdaki kişilere (hatta bunlara kişi değil gerçek anlamda yatırımcı demek daha doğru) karşı yapılmış bir ayıp değil midir?

Ben bu konumdaki bir yatırımcı olsam “ben enayi miyim” derdim. Bence lisanslı GES yatırımına girmeye yönelenlerden pek çoğu da böyle düşünmüş olmalı.

Örneğin Karaman ilinde 65 başvuru yapıldı ve bunlardan 2 Şirket ihaleyi kazanabildi. Geriye kalan ve yaklaşık 1.000 MW civarındaki kurulu güç için başvurmuş yatırımcılar bu taslaktaki uygulamayla kendilerini nasıl hissederler sizce? Hiç bunu düşünen oldu mu?

Gelelim bu değişiklik taslağında yer alan en önemli noktaya. Lisansız GES’in 10 yıl sonra lisanslı hale getirilmesi ülke ekonomisine ne kadar fayda sağlayacak? Bana göre çok az. Lisanssız elektrik üretimi uygulamasında öz tüketim esas alınsaydı bunun getirisi çok daha yüksek olurdu.

Peki neden bir getiri sağlamayacağını düşünüyoruz? Anlatmaya çalışayım.

Geçtiğimiz haftalarda yapılan Solarex Fuarı’nda da görüldüğü gibi, yurt dışından fonların ve yatırım şirketlerinin danışmanları salonlarda ve standlarda cirit atıyorlardı. Ben iddia ediyorum, Lisanssız GES Projeleri’nin üçte ikisi bu yabancı gurupların elline geçecek.

Yabancı menşeili panel üreticileri ve EPC Şirketleri bile Lisansız GES pazarının tam anlamıyla içindeler. Aldığım bilgilere bakılırsa, bazı yabancı şirketlerin ellerinde 50’şer 100’er MW’lik lisansız GES projeleri mevcut.

Aslında, üretilecek elektriği 10 yıl boyunca satın alarak bu projelerin hayat bulmasını sağlayan devletten başkası değil. Ancak 10 yılın sonunda bu projeler lisanslandırılırsa, yukarıda sözünü ettiğim uyanıklar üretilecek elektriğini serbest piyasada satabilir hale gelecekler. Ancak elektrikten elde edilecek kazanç, Türk ekonomisine katkı sağlamayacak, paranın çoğu doğrudan yurtdışına gidecektir.

Bence, borç batağına girmiş Yunanistan ve İspanya’nın yaşadığı sıkıntılardan biri de, o ülkelerin GES yatırımlarında uyguladıkları modeldir. Çünkü o ülkelerde de devletin yabancı GES yatırımcılarına ödediği para ülke içinde kalmayıp direk dışarıya çıkıyor.

Şimdi Türkiye ekonomisinin GES yatırımlarından bir fayda elde edebilmesi için iki önemli husus var. Bunlardan biri yerli sermayeliGES yatırımcılarının bu işe girmesi, ikincisi de başta hürce ve paneller olmak üzere bütün ekipmanın olabildiğince Türkiye’de üretilmesi…

Bu yazımı GES yatırımlarını harekete geçirmek için bir tavsiye ile bitirmek isterim. Minimum 50 MVa’lık 154 KV Trafo Merkezi kuran bir Şirkete veya o bölgede ortaklaşa bunu yapanlara GES kurma hakkı verilmeli.

Şimdi bu da nereden çıktı diyebilirsiniz. Geçtiğimiz günlerdeki GES lisansı ihalelerini kaybeden şirketlerin çoğu, tesis kurmayı düşündükleri arazileri satın aldılar. Bu arazileri geliştirmek için ciddi çalışmalar yaptılar, ÇED Raporları aldılar. Ama şimdi o arazilerden bir bölümü resmen ortada kaldı.

O yüzden, bugün kurulacak lisanssız GES’lere 10 yılın sonunda lisanslı faaliyet gösterme hakkı verileceğine, GES lisansı ihalesine girip de yarışmayı kaybeden şirketlere yönelik bir uygulama yapılsa daha doğru olur.

Yoksa son iki yılda büyük umutlar bağlanan, ancak doğru dürüst ilerleme de sağlanamayan lisanssız elektrik üretimi uygulamasının da resmen çivisini çıkarmış oluruz. Ki zaten yukarıda eleştirdiğimiz değişiklik yapılmasa da şu anda durum bu merkezde…

Ortaya attığımız eleştiri ve getirdiğimiz önerilerle ilgili görüşlerinizi paylaşırsanız, bu konuyu tartışmaya devam edebiliriz.

 

09.05.2015

You may also like...