GÜNEŞ ENERJİSİNDE EN BÜYÜK RİSK: SORULMAYAN SORULAR

Hele bi durun gari, güneş enerjisi deyince herkesin dili çözülüyo; güneş bedava, elektrik temiz, panel teknoloji, Türkiye güneş memleketi, GES kuracan para kazanacan, yirmi beş sene elektrik üretecen, eyi de bu işin hiç mi riski yok be gardaşım, varsa niye dosyanın içinde doğru dürüst görünmüyo, yoksa güneş gökyüzüne çıkınca riskler de aşağıda mı kalıyo, panel tarlaya dizilince bütün hesap kitap da tamam mı sayılyo?
Geçenlerde Intertek CEA’nın “Documenting Risk” yazısını okudum, vallahi adamlar bizim yıllardır söyleyemediğimiz şeyi güzel söylemiş; güneş santrali teknik olarak eyi olabilir, yatırım hesabı da güzel görünebilir ama sen bunun riskini belgeleyemiyon, kaliteyi gösteremiyon, panelin nerden geldiğini tam bilmiyon, tedarik zincirini izleyemiyon ise o proje finans masasına gelince bir yerde tökezliyo, yani artık “abi bizim santral eyi” demek yetmiyo, eyi ise göstericen, belgesini koyacan, hesabını verecen.
Bizim buralarda bi laf vardır, “malın iyisi kendini belli eder” derler, eyi de şimdi güneş panelinin iyiliği nasıl belli olacak, markası büyük diye mi, kutusunun üstünde yabancı yazı var diye mi, yoksa gerçekten hücresi nerede üretilmiş, modül hangi fabrikadan çıkmış, hangi testten geçmiş, EL testi yapılmış mı, kusur oranı ne, sahaya gelen mal gerçekten sipariş ettiğin mal mı diye bakacan mı?
İşte benim kafama takılan asıl mesele burası; banka gardaşım, sen bu GES’e milyonlarca lira para veriyon da niye bunları sormuyon? Tapu istiyon, bilanço istiyon, teminat istiyon, ekspertiz istiyon, imza istiyon, kefil istiyon, dosyaya bi dünya kağıt dolduruyon da milyonluk panelin kalite geçmişini niye aynı ciddiyetle istemiyon, sigortacı gardaşım sen de poliçeyi kesiyon, yangın olursa ne olur, dolu yağarsa ne olur diyosun da bu panel fabrikadan çıkarken ne haldeydi, kim kontrol etti, kaç kusuru vardı, sahada kim kabul etti diye niye sormuyon?
Hele bi bunu düşünün gari; risk varsa niye dosyada yok?
Sonra panel yanınca eksper geliyo, inverter bozulunca üretici aranıyor, üretim düşünce EPC suçlanıyo, banka parasını istiyo, yatırımcı “bu iş niye böyle oldu” diyo, herkes birbirine bakıyo, ama işin başında kimse “gardaş bunun belgesi nerede, kim kontrol etti, kim doğruladı” dememişse, sonradan birbirinin yakasına yapışmanın ne faydası var, keçiyi uçurumdan yuvarladıktan sonra “ip gevşekmiş” demenin kime faydası var?
Intertek CEA’nın yazısında anlatılan işin özü de bu; risk saklanınca yok olmuyo, belge olmayınca da risk uçup gitmiyo, tam tersine yarın daha büyük masraf olarak geri geliyo, tedarik zinciri izlenebilir olacak, modül kalitesi ölçülecek, bağımsız kontroller yapılacak, proje ömrünün sonu bile bugünden hesaplanacak, çünkü yatırımcı sadece panel almıyo, panelin geçmişindeki ve geleceğindeki riski de satın alıyo.
Bi de şu santralin sökülme işine bakın gari; kurarken herkes davul zurna, açılış, kurdele, drone, fotoğraf, “Türkiye enerji dönüşümü yapıyor” diye konuşuyo da yirmi beş sene sonra bu paneller ne olacak deyince herkes başka tarafa bakıyo, halbuki Intertek CEA’nın yazısında aktarılan piyasa tahminlerinde GES söküm maliyetinin saha şartlarına göre yaklaşık 50.000–150.000 dolar/MW seviyesine çıkabileceği belirtiliyo, 100 MW santral desen 5–15 milyon dolar gibi para eder, eee gardaşım bu para gökten yağmayacak ki, bunu kim ödeyecek, banka bunu niye sormuyo, sigortacı niye hesabına katmıyo, yatırımcı niye baştan bilmiyo?
Biz Yörüğüz, hesabı kitabı biliriz; çadırı kurarken sökeceğin yeri de düşünürüz, sen bugün GES kuruyon da yarın ne yapacağını düşünmüyon, sonra buna sürdürülebilir enerji diyosun, kusura bakma da bu işte bi yamukluk var.
Ben güneşe düşman değilim, güneşi severim, güneş bizim memleketin nimetidir, benim derdim güneşle değil, güneşin arkasına saklanıp riski görmeyen kafayladır, çünkü güneş bedava olabilir ama kötü panel bedava değil, yanlış tedarik bedava değil, üretim kaybı bedava değil, sigorta hasarı bedava değil, finansman gecikmesi bedava değil, hele yirmi beş sene sonra çıkacak söküm parası hiç bedava değil.
Onun için bundan sonra GES dosyasına sadece “kaç megavat?” yazmayın gari; panel nerden gelmiş, hücre nerden gelmiş, kim test etmiş, kim doğrulamış, kusur neymiş, garanti ne kadar gerçekmiş, sigorta hangi riski almış, banka hangi riski finanse etmiş, santral ömrünü bitirince ne olacak, bunları da yazın.
Yoksa güneşin altında herkes enerji uzmanı olur gardaşım; asıl marifet güneş parlıyorken konuşmak değil, yarın yağmur yağdığında hesabı gösterebilmektir.
Hele bi de şunu unutmayın gari:
“Tarlaya panel dikmek kolay, hesabını kitabını tutmak zor.”
Çünkü güneş enerjisinde en büyük risk bazen panelde değil, inverterde değil, EPC’de değil, bankada da değil; sorulması gereken soruyu kimsenin sormamasındadır.
Benim Yörük aklım buna takılıyo işte; güneş tepede, panel tarlada, para bankada ama risk nerede gardaşım, risk nerede?



