BİRİNCİ BÖLÜM: ULA GARDAŞ, ELİN UÇAĞI GÖĞE ÇIKIYO DA BUNUN YAKITI NEREDEN GELİYO, HİÇ DÜŞÜNÜYON MU?

Ula gardaşlarım benim, hele bi gelin gari, şuraya bi çökün, çayınızı da alın elinize, ben size bugün öyle üç beş kuruşluk bi meseleyi anlatmıyom, vallahi billahi içime dert olmuş, geceleri yastığa başımı koyunca aklıma düşüveren, düşündükçe de insanın yüreğini cız ettiren bi memleket meselesini anlatıyom! Bizim buralarda keçiyi salıverirsin dağa, otunu bulursa otlar, suyunu bulursa içer, gölgesini bulursa yatar, amma velakin elin uçağını göğe salmaya benzemez bu işler gardaşım, onun yakıtı bitecek olursa, motoru ne kadar kuvvetli olursa olsun, gökyüzünde öyle istediğin gibi dolanamaz gari!
Şimdi bak hele gardaşım, Avrupa Birliği dedikleri yer çıkmış, uçaklarda kullanılan yakıtın giderek daha büyük bi bölümünü sürdürülebilir havacılık yakıtından yapacaz diyo, adına da SAF diyolar, biz de diyelim ki uçağın fosil yakıta olan bağımlılığını azaltacak, daha az sera gazı salımına yardımcı olabilecek yeni nesil yakıt! Ula bunlar bu işi öyle bugün akıllarına düşürüp yarın unutacak değiller, adamlar kanununu çıkarmış, hedefini koymuş, takvimini hazırlamış, şimdi de bu yakıtı nereden bulacaz, hangi hammaddeden yapacaz, kim üretecek diye hesabını kitabını yapıyo!
Hele şu rakamlara bi bakın gari! Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation dedikleri düzenlemesine göre SAF kullanım oranı 2025 yılında yüzde 2, 2030 yılında yüzde 6, 2035 yılında yüzde 20, 2040 yılında yüzde 34, 2045 yılında yüzde 42, 2050 yılında da yüzde 70 olacak şekilde belirlenmiş. Daha bunun içinde sentetik yakıtlar için ayrı ayrı hedefler de var. Ula gardaşım, bu ne demek biliyon mu? Yarın öbür gün uçak yakıtı piyasasında büyük bi değişiklik olacak demek! O yakıtı kim üretecekse, hammaddesini kim yetiştirecekse, tarlasını kim bugünden hazırlayacaksa, yarın onun sözü daha çok dinlenecek demek!
Peki gardaşım, biz ne yapıyok? Bizim memlekette bu hesabı kim yapıyo, kim tarlasını hazırlıyo, kim çiftçiye gidip de ula gardaş, gel hele, önümüzdeki on senenin yakıt hammaddesini beraber yetiştirelim diyoo? Yoksa gene kürsüye çıkıp yeşil dönüşüm diye konuşacaz, iki tane fotoğraf çektirip eve mi dönecez? Ula gardaş, lafla değirmen dönmez, hele SAF değirmeni hiç dönmez! Onun hammaddesi lazım, fabrikası lazım, mühendisi lazım, çiftçisi lazım, yatırımcısı lazım!
Miscanthus.eu sitesinde yayımlanan bi yazıda, dünya SAF üretiminin 2025 yılında yaklaşık 1,9 milyon ton olduğu, 2026 yılı için de yaklaşık 2,4 milyon tonluk üretim beklentisinin bulunduğu anlatılıyo. Bunlar yazıda verilen tahminler, kesinleşmiş üretim rakamları değil, amma velakin işin ne kadar büyük olduğunu anlamaya yeter gari! Dünya havacılığı büyüyo, Avrupa SAF kullanımını artırmaya hazırlanıyor, amma bu yakıtı üretecek hammaddeyi bulmak da öyle kolay olmuyo.
Şimdi gardaşım, atık yemeklik yağlardan SAF üreten HEFA dedikleri bi teknoloji var. İyi hoş da ula, dünyadaki bütün uçakları kızartma yağından elde edilen yakıtla mı uçuracaz? Her evden çıkan yağı toplayıp da bütün dünyanın uçaklarına yetiştiremeyiz ya! Makalede, atık yağların sınırlılığı yüzünden bu yolun dünya jet yakıtı ihtiyacının ancak yüzde 4 ila 8 kadarını karşılayabileceğine ilişkin bi tahmin aktarılıyo. Gıda bitkilerinden etanol üretmenin de kendine göre sınırları var, yeşil hidrojenle karbondioksitten sentetik yakıt yapmanın da elektrik masrafı var, tesis masrafı var, bi dünya yatırımı var.
İşte ben tam burada diyorum ki ula gardaşlarım, bizim miscanthus nerede duruyo, hiç bakan var mı?
Miscanthus dediğin bitki, uygun şartlarda bi kere dikildikten sonra yaklaşık 15 ila 25 sene kadar üretim yapabilecek, her sene yeniden dikme derdini azaltabilecek, yüksek miktarda biyokütle yetiştirme potansiyeli bulunan çok yıllık bi bitki gardaşım! Miscanthus × giganteus dedikleri çeşidi de uygun iklimde, uygun toprakta iki üç metreyi aşan boylara ulaşabiliyo, selülozu var, hemiselülozu var, yani sanayinin işleyebileceği bolca bitkisel maddesi var.
Ula bu bitkiyi yalnızca yakacak diye görmeyin gari! Biyokütlesinden etanol üretme yolu var, etanolü ATJ dedikleri teknolojiyle uçak yakıtına dönüştürme yolu var. Yani tarlaya ektiğin bitki, doğru teknoloji kurulursa havacılık sanayisinin yakıt hammaddesi olabiliyo. Düşünsene gardaşım, bizim çiftçinin yetiştirdiği ürün, fabrikada işleniyo, sonra da uçağın deposuna girecek yakıtın hammaddesi oluyo!
Amma ben size buradan masal anlatmayayım, miscanthus’u ektin mi ertesi sabah uçak deposu dolmuyo gari! Önce bitki yetişecek, hasat edilecek, biyokütle işlenecek, etanol üretilecek, ATJ tesisinde yakıt bileşenlerine dönüştürülecek, sonra da yakıtın gerekli standartlara uyması sağlanacak. Yani bu işin tarlası ayrı, fabrikası ayrı, hesabı ayrı, emeği ayrı!
Benim içime dokunan da bu işte gardaşım! Fırsat dediğin şey bazen insanın kapısına kadar geliyo, amma kapıyı açıp bakmazsan, o fırsat da geçip gidiyo!



